| Benim meleğim |
| Angel of mine |
| Benim bir numaramsın |
| Youre my number one |
| Sen benim meleğimsin. |
| You are my angel. |
| Sen benim gizli aşkımsın |
| Youre my lover, under cover |
| Sen benim gün rüyamsın |
| Youremy Day Dream |
| benim için teksin leydim |
| You’ re the one for me lady |
| Ama sen hala benim kimsesiz aklımdasın |
| But your still on my lonely mind |
| O benim İlahım oluyor. |
| She' s turning to my god. |
| benim yok edici arzum |
| my fatal desire |
| Benim sahip olduğum tek şey |
| Is the one thing that I had, |
| Çünkü sen benim için yaratılmışsın |
| ‘Cause you were made for me |
| Benim ayak izlerimde sendeleyeceksin |
| Youll stumble in my footsteps |
| Benim için zevkti. |
| My pleasure. |
| Benim hatam! |
| Mea culpa |
| Kabahat benim. |
| Its my fault |
| Bu benim hatam. |
| It's my mistake. |
| Tümüyle benim hatamdı. |
| It was completely my own fault. |
| Hepsi benim hatam. |
| It’s all my fault. |
| bu benim hatam değil |
| it aint my fault |
| Özür dilerim, benim hatam |
| Sorry, my fault |
| bunun benim hatam olduğunu biliyorum |
| i know it’ s my fault |
| Benim hatamdı. Ama kasten yapmadım. |
| It was my mistake, but I didn t do it deliberately. |
| Bu senin söylediğin bir şey miydi? |
| Was it something you said? |
| Benim güldürmek zorunda mısın? |
| Do you have to make me smile? |
| Bugün benim, yarın senin için |
| Hodie mihi, cras tibi |
| Benim için gerçek olan tek şey |
| Its only thing thats real |
| Siz benim kızımı gördünüz mü? |
| Did you see my daughter? |
| Siz benim kızım ile görüştünüz mü? |
| Did you meet my daughter? |
| O da tıpkı benim gibi düşünür. |
| He thinks the same as I do. |
| Benim elimde olan bir şey değil. |
| I cant help it. |
| Bunu seninle benim aramda tutalım. |
| Let' s keep this between you and me. |
| Benim için sadece yaptığım bir şey |
| For me it’ s something I just do |
| Bunu benim için saklayabilir misiniz? |
| Can you hold it for me? |
| Burdaki o yaşlı adam benim |
| That old man here is me |
| O benim en yakın arkadaşım. |
| He's my closest friend. |
| O benim en iyi arkadaşım. |
| She' s my best friend. |
| Bu benim arkadaşım değil |
| It’ s not my friend |
| Sen benim tek gerçek arkadaşımsın. |
| You' re my one true friend. |
| O benim sevgilim, benim arkadaşım |
| Shes my lover, shes my friend |
| Bu benim hayatım |
| It s my life |
| Sadece benim için |
| Only for myself |
| Bütünüyle benim |
| All mine |
| Yalnızca benim için |
| My use only |
| Kendini benim yerime koymaya çalış |
| Try walking in my shoes |
| Söyle, hep benim olacaksın, di mi? |
| Say that you'll always be mine. |
| Söyle bana sonsuza değin benim olduğunu. |
| Tell me that your mine till the end of time. |
| Her sabah uyandığımda içim yanıyor, kalbim acı dolu. |
| I wake up every morning with my heart full of pain. |
| Keşke benim olsan. |
| I wish you were mine. |
| Beni çok incittin. |
| You hurt me so much. |
| Susma, konuş benimle, lütfen. |
| Please talk to me. |